Yol
Nefessiz uyandım. Kendimi bu kadar ağır duyumsadığımı hatırlamıyorum hiç. Bedensel bir ağırlık değil bahsettiğim, aksine bedenim kontrolümde değilmişçesine hafif ve hareketli. Ağır olan algım. Zihnimi taşıyamıyorum sanki. Her zaman gördüğüm şeyleri gözlerim taşırken zorlanıyor, zihnim adlandırırken. Söylenmiş, söylenmemiş kelimelerimin hepsi boğazıma dizilmiş, mahşer yeri olan ağzımdan çıkmak için ötekini boğmaya çalışıyor. Kurulmuş cümleler hiç kurulmamış…
Name
Ben bugün ölüyorum.Ağdalı sözler beklemeyin benden. Büyük hayal kırıklıkları seremem önünüze, alıp alıp çarpın diye yüreğinize. Ben bugün ölüyorum.Dünyanın en haklı gerekçesinden hem de: Yalnızlık. Kıvırmayın burnunuzu beğenmediniz diye. Yok suçluluğa da mahal yok, nedamete de. Hepiniz vardınız, oradaydınız biliyorum. İstediniz mutluluğumu içtenlikle. Ama yalnızlık değildir sandığınız gibi yeğleme. Hastalıktır, kalıtsaldır üstelik. 7 kuşak atam…
Yakaza
Bir ev.. Bu şehirde ne kadar olabilirse o kadar nezih bir semtte bir ev. Kapıdan çıktığında alabildiğine cadde, birçok araba ama en çok siyah araba trafikte, akışta. İçinde insanlar telaşlı, telaşsız, yine de zamanın içinde sabitlenmiş gibi. İnsan yükünden yorgun kaldırımları, yürüyüş parkurları. Sık sık iyi muameleye maruz kaldığını belli eden tenleri, etiketine göz ucuyla…